2012 Yılına Girerken

Sevgili Atatürkçüler,

Yeni yıla girdiğimiz şu günlerde, bu yılın ülkemiz için zor  bir yıl olacağı daha ilk günlerdeki gelişmelerle gösterdi. Ülkemiz, Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaştırılırken bunun gerekli olduğunu ülke halkına inandırmak için ortaya salınan sözde her şeyi bilen aydınlar  ( Liberal dönekler, Numaralı Cumhuriyetçiler, Soros vakıflarından beslenen Gazeteciler.) kara propagandayla halkın yarısını etkilediklerini görebilmekteyiz. 

Cumhuriyet karşıtları elde ettikleri iktidar avantajlarını yavaş ve kurnaz bir şekilde kullanarak, bir takım kurumları önce ele geçirip yandaşlarını yerleştirdiler.  Sonra ele geçen kurumlar aracılığıyla Atatürk devrim ve ilkelerine saldırıya geçtiler.Emniyet, Milli Eğitim, RTÜK, YÖK, Yargı ve son olarak da MİT ve Ordu ki bu kurumlara devam eden operasyonlar devam etmektedir. Dikkat edilirse ele geçirilecek kurumlar önceden tespit edilip hedef gösteriliyor, yukarda belirtilen propaganda mangaları devreye giriyor, her şeyin kötü gitmesinin nedeni o kurumlar olarak lanse ediliyor ve halk buna inandırıldıktan sonra operasyon başlıyor. Tüm bu yapılanları elbette sadece ülkemizle açıklamak bizi yanılgıya götürür. Küreselleşmenin bizim ülkemize ve Orta doğu ülkelerine yönelik planları var, bu planları yerine getirmek için görev almış kişiler iktidara getiriliyor. Onların iktidara gelmelerinin önü,  demokrasi, barış, özgürlük,  insan hakları, azınlık hakları vs gibi kavramlar çok kullanılarak açılıyor. 

Bu belirtilen kavramlar kullanılarak ülkemizi bölünmenin eşiğine getirmiş durumdalar. Artık kendilerini Kürtlerin temsilcisi ilan edenler (Leyla Zana) Özerklik yetmez kendi kaderimizi tayin hakkı istiyoruz diyor. ( siz bunu ABD bölgede kurmuş olduğu güdümlü Kürdistanı bize yaymak olarak anlayın).(Cemil Bayık) Bunun için toplu isyan ve direniş hakkını kullanmaktan bahsediyor. (Ayaklanma). ( Selahattin Demirtaş)Uluslararası alanda doğan hukuksal haklarının kullanılmasından eğer kullandırılmazsa Uluslararası gücün kullandırılmasından bahsediliyor. (Tıpkı Irak, Afganistan, Libya, sırada Suriye, İran ve Biz) Hükümet sözcüsü Bülent Arınç herkese (azınlıkları kasdediyor ki sanki ülkemizde Cumhuriyet devrimleri azınlık, çoğunluk gibi hakları ayırmış gibi) haklarını vereceklerini,bunun için de Anayasanın yeniden yazılma çalışmalarını başlattıklarını söylüyor. Önümüzdeki dönemde tüm kötülüklerin kaynağı artık belli oldu Anayasa. Bundan sonraki süreçte Anayasayla yatar onunla kalkarız. 

Eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ Terör Örgütü kurmak ve yönetmek suçlamasıyla tutuklandı. Sanırım bu gerekçe ülkemizin geldiği yeri çok net olarak bize açıklıyor. Yani görevi Türkiye Cumhuriyetini dış ve iç tehlikelerden koruma ve kollama görevi Anayasal bir görev olan Milli Ordu terör örgütü ilan edilmiş oluyor.Bu konuda yorum yapmaya gerçekten gerek görmüyoruz,her şey açık ve net.  Ülkemizin Kurtuluş Savaşı öncesinde yaşananların da bu günlerden farklı olmadığını tarihçilerden öğreniyoruz. 

Bizler Atatürk Devrim ve İlkelerini savunan, o yüce Önderin düşüncelerinin günümüzde hala geçerli olduğunu bilenler olarak gerek ülkemizde ve gerekse yurtdışında gelişmeleri yakın takip ederek gerekli örgütlü tepki oluşturma platformları yaratmak zorundayız. Geçen yıl Van depremi bahane edilerek kutlanmayan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, bu yıl bahanesiz  19 Mayıs Gençlik Bayramı kaldırılma girişiminde bulunuldu.Gelen tepkiler üzerine çark etmeye çalışıyorlar. Özellikle Anayasayı değiştirme girişimlerini basite almamak gerekiyor. Atatürkçü örgüt ve aydınların bu sürece dahil olup milli bir Anayasayı halkımızın önüne koyması gerekmektedir. Ülkemizdeki bu yönde başlatılan çalışmaları desteklememiz şarttır.


Saygılarımla,

RPADD Mainz Yönetim Kurulu Üyesi

Ali Seyfi