15.08.2012

 

Ülkemizde gündem o kadar hızlı bir şekilde değişiyor ki. Maalesef hiçbiri ülkemiz lehine değil. Şemdinli sınır karakollarından birine terör örgütünün saldırısı sonucu altısı asker ikisi köy koruyucusu olmak üzere 8 şehit 16 yaralı asker haberinin duyulmasının ardından gözler bir anda o bölgeye çevrildi. Kısa bir süre sonra olayların gerçek yüzü ortaya çıktı. 20 Temmuz'dan bu yana bölgede yoğun çatışmaların olduğu, ilk defa terör örgütü alan hakimiyeti kurmak için güvenlik güçlerine direndiği basına yansıdı. Bölgeye giriş çıkışlar yasaklanmış olup bölgeden haber alma olanağının olmadığı yine gelen haberler arasında. Resmi yetkililerin açıklaması her ne kadar geniş çaplı operasyon yapılıyor şeklinde olsa bile bunun doğru olup olmadığı bilinmiyor. Bilinen bir gerçek var o da terör örgütünün Suriye‘deki gelişmelerden sonra taktik değiştirip kendisinin aynı Suriye‘de olduğu gibi kurtarılmış bölge yaratıp oradan yayılmayı hedeflediği şeklindedir. Bunu yaparken de sivil halkı kalkan olarak kullanma, güvenlik güçlerini sokak çatışmasına çekerek halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirme planın olduğu uzmanlar tarafından dile getirilmektedir. Hakkari valisi Orhan Alimoğlu 11 Ağustos itibariyle operasyon bitti açıklaması yapmış olsa bile akşam saatlerinde köy koruyucuları ile terör örgütü arasındaki çatışmaların Derecik bölgesinde devam ettiği haberlere yansıdı.  


   Diğer taraftan Foça‘da yola döşenen mayının askeri araç geçerken patlatılması sonucu 1 Uzman çavuş şehit olurken çok sayıda asker yaralanmıştı. Yaralılardan uzman çavuş Furkan Özmen’in 11 Ağustos’ta gerçekleşen beyin ölümünün ardından yaşam mücadelesi 14 Ağustos 2012 Salı gününe kadar devam edebildi ve bu olay sonrasından da şehit sayısı 2’ye çıktı.


     Tunceli‘de seçim bölgesi gezisinde bulunan CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün‘ün aracının önü kesilerek milletvekili teröristler tarafından kaçırıldı ve 2 gün sonra kaçırılanlar tarafından serbest bırakıldı.


    Tüm bu ve buna benzer gelişmeler biz Atatürkçüler açısından beklenmedik gelişmeler değildi. Bugünki iktidarın uygulamış olduğu politikaların sonucunun kaçınılmaz olarak ülkemizi hem iç bölünmeye hem de dışta  savaşa götüreceği ön görülmüş ve halkımız uyarılmıştı. Bugün öyle tahmin ediyorum Atatürkçü Aydınların, siyaset, bilim adamlarının, gazeteci ve subayların Silivri ve Hasdal cezaevinde tutsak olarak tutulmaları, bu gelişmelerin önünün açılması için olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.Eğer bir ülke başbakanı kendisinin BOB eş başkanı olduğunu 34 yerde gururla bağıra bağıra açıklıyor ve o görevi yaptığını söylüyorsa, BOB un amacının da 24 ülkenin -ki bizim ülkemiz de dahil- sınırları ve rejimleri değitirmekse böyle bir görevliden başka bir şey beklenmez. Aldığı görev gereği Cumhuriyetimizi değiştirmiş şimdi sıra sınırlarımızı değiştirmeye gelmiştir. Kürt kardeşlerimizi açılım politikaları ile ötekileştirirken şimdi de Alevi kardeşlerimizin inançlarını ve ibadet yerleri olan cemevlerini ucube diyerek hedef göstermekte ve ötekileştirmektedir. Gelişmeleri TBMM toplayarak görüşme talep eden CHP‘ye Hüseyin Çelik‘in vermiş olduğu yanıt ibretliktir.“Bir kaç Mehmet şehit oldu diye Meclis toplanmazmış.... ! „ YORUMSUZ!!! 


    Dış politikada sıfır sorun diye göreve başlayan Başbakanın Dışişleri bakanı yeni Osmanlıcı sorunsuz komşu bırakmamıştır. Suudi Arabistan ve Katar‘la Suriye‘ye eli kanlı EL Kaide terörüstleri ile demokrasi getirme peşinde. Gelişmelere sesiz kalınmayacağını halkımız, gerek şehit cenazelerindeki katılımın yoğunluğu, gerekse İzmir‘deki kan bağışı ve terörü pretosto yürüyüşlerinde göstermiştir. Biz kutuluş şavaşından nasıl birleşerek çıkmışsak yine  M.Kemal Atatürk‘ümüzün öğretileriyle Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle bağımsız bir Türkiye yaratma mücadelesinde birleşerek çıkacağız.  


RPADD Mainz Yönetim Kurulu Üyesi

Ali Seyfi