"Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır... ya da milleti esaret ve sefalete terk eder..." Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk

      

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği hedefe doğru yürüyen, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti sistemini benimsemiş, tam bağımsız ,aydınlık ve müreffeh yarınlarımız için ilim ve fen ışığında öğrenci yetiştiren bütün öğretmenlerimizin bu özel gününü saygı ile kutluyoruz.

 

Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin ''24 Kasım Öğretmenler Günü'' kutlu olsun...
RPADD Mainz

 
13 Kasım 2021 Cumartesi günü Bodenheim'da düzenlendiğimiz "Cumhuriyetimizin 98. Yılı" etkinliğimize Avrupa Atatürk Düşünce Dernekleri Birliği Başkanı Dr. Mustafa Tosun ve Gazeteci Oktan Erdikmen konuk oldular.
Açılış konuşmasını yapan Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Ali Seyfi 98. yılında cumhuriyetimizin geldiği durumdan söz etti. Konuklarımızdan Gazeteci Oktan Erdikmen Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatından bazı önemli kesitleri , o dönemde yaşanılanları aktardı. AADD Birliği Başkanı Dr. Mustafa Tosun ise cumhuriyetin temel ilkelerine dikkat çekerek bunların üzerinde durdu. Programımıza konuk olan Dr. Mustafa Tosun'a ve Gazeteci Oktan Erdikmen'e ,ayrıca etkinliğimizde bulunan herkese çok teşekkür ediyoruz.
RPADD Mainz Yönetim Kurulu

Toplumun her kesimini kucaklayan, ileri görüşlü, üstün yetenekli, onurlu bir ulusu çağdaş değerlerle yeniden var eden, adını dünya tarihine altın harfler ile yazdıran büyük lider, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 83. yıl dönümünde kutlu hatırasını özlemle, hürmetle ve minnet duygularımızla anıyoruz...

"Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim ... "

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz

       

           Cumhuriyetimiz adım adım 100 yaşına doğru ilerlerken her geçen yıl daha fazla gururlanıyor ve cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün değerini daha da iyi anlıyoruz. Onun 29 Ekim 1923 tarihinde ilan ettiği Cumhuriyet, Türk milletine bırakılmış en büyük miras ve vazgeçilmez bir değerdir. Bizler bu mirası laik ve demokratik anlayıştan taviz vermeden, Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolundan ayrılmadan her daim yüceltmeye devam edeceğiz.  

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, kahraman silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, gazilerimizi ve ülkemize, milletimize hizmeti geçenleri rahmet, minnet ve şükranla anıyor; Türk milletinin yeniden doğuşu ile kurulan Cumhuriyetin 98. yılını ve  29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı kutluyoruz. 

 

Sevgili Atatürkçüler,

     

    Bu yıl Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 98. yıldönümünü kutlamanın gurur ve sevincini, ayrıca bu vesilesiyle pandemi sonrası sizlerle tekrar bir araya gelecek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

 

    Cumhuriyetimizin ilanının 98. yılı şerefine 13 Kasım 2021 Cumartesi günü saat 17:00’de, Bodenheim’da düzenleyeceğimiz kutlamada sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağız. Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliği Genel Başkanı Dr. Mustafa Tosun ve Türkiye’de ve Almanya’da çeşitli gazete ve dergilerde editörlük ve muhabirlikten sonra belli bir süredir kendi youtube kanalında günlük haber özetleri hazırlayıp sunan Gazeteci Yazar Oktan Erdikmen konuk olarak katılacaktır. Gecede ayrıca sizler için hazırladığımız ikramlarımız da olacaktır. Arzuya göre birlikte getireceklerinizle menümüze katkıda bulunabilirsiniz.

 

Saygılarımızla,

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği – Mainz

Başkan Ali Seyfi ve Yönetim Kurulu Üyeleri

 

Not : Pandemi dolayısıyla korona kuralları geçerlidir!

Değerli üyelerimiz,    
 

Almanya’da birçok derneğin ortak çalışması sonucu gerçekleştirilen "Vatan İçin El Ele" yardım kampanyası başarı ile tamamlandı. 

 

Kampanya sonucunda 4000 Euro değerinde yardım toplandı. Toplanan yardım Antalya´da bulunan değerli Duisburg ADD Başkanı Gülveren Cebir tarafından AHBAP Derneği yetkililerine banka yoluyla teslim edilmiştir.

Hepinize katkılarınız için teşekkür ederiz.

 

#addbielefed

#addduisburg

#addgütersloh

#addmainz

#addosnabrück

#addwangen

#çydbielefeld

#türkişçileriyardımlaşmavekültürderneğirheda

#türkvelilerderneğiBağış

 
Büyük Önderimiz ve Ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk, büyük NUTUK'ta 30 Ağustos zaferini şöyle anlatıyor:
 
"Muhterem Efendiler,
 
Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesini ve ondan sonra düşman ordusunu tamamiyle yok eden veya esir eden ve kılıç artıklarını Akdeniz'e, Marmara'ya döken harekâtımızı açıklayıcı ve vasıflandırıcı söz söylemeyi gereksiz sayarım.
 
Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât, Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir.
 
Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklâl düşüncesinin ölümsüz bir âbidesidir. Bu eseri yaratan bir milletin evladı, bir ordunun Başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve bahtiyarlığım sonsuzdur".
 
Bizlerde büyük azim, inanç, emek, çaba, birlik ve beraberlikle zaferler kazanan ecdadın torunları olarak başta ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere,destan yazan istiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmet, şükran ve saygıyla anıyoruz. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yoldan hiçbir zaman sapmayacağımızı da bir kez daha dile getiriyoruz.
 
30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun...
 
Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz

 

Bölgemizde birçok derneğin kolektif çalışması sonucu başlattığı
"Vatan İçin El Ele"
yardım kampanyasına hepinizin katkılarını bekliyoruz.

#addbielefed #addduisburg
#avrupaatatürkçüdüşüncederneklerbirliği #addgütersloh #rpaddmainz #addosnabrück #addwangen #çydbielefeld
#türkişçileriyardımlaşmavekültürderneğirheda #türkvelilerderneği
#aaddbirliği

Bayramınızı en içten dileklerimizle kutlar, sevdiklerinizle birlikte sağlık, esenlik ve barış içinde daha nice bayramlar dileriz.

RPADD Mainz

            Atatürk’ün Istanbul’dan Samsun’a yolculuğu anlam bakımından bugünün gençlerine yol gösterici niteliktedir. Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği olarak 19 Mayısa özel derlediğimiz örgütlenme dönemini, o yılda alınan kararları bir yazı ile sizlere hatırlatmak istedik. Eminiz ki gençlerimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlu mücadeleyi daima göz önünde tutulacak ve Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda fikri hür, vicdanı hür gençler olarak bu aziz vatanın yücelmesinde ve yükselmesinde gayret ve kararlılıkla yoluna devam edecektir.

* * *

Ulusal kurtuluş mücadelesi; 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkması ile başlayan, 9 Eylül 1922 de Izmir’de düşman askerlerinin denize dökülmesi ile biten uzun bir süreçtir. Bundan sonraki süreç ise, kazanılan başarının uluslararasında kurulacak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tanınmasının sağlanması, Cumhuriyet’in ilanı ve devrimlerle devam eder.

           

            Atatürk 19 Mayıs 1919’ta Samsun’a geldiğinde Rum eşkiyaları Ingiliz işgal askerlerinden aldıkları destek ve cesaretle Karadeniz kıyılarında bir Pontus devleti kurmak için halkı bezdirmiş, halkın ise kendisini savunmaktan başka bir şey yapacak hali yoktu. Manzara içler acısı idi. Atatürk Samsun’dan 15. Kolordu komutanı Kazim Karabekir ve 20.Kolordu komutanı Ali Fuat Cebesoy’a bir telgraf çekerek , görevimiz milletimizin içinde bulunduğu durumdan kurtarmak, onlara olan borcumuzu ödemek için Samsun’da fazla kalmayacağını, Anadolu’ya geçeceğini ve onlardan önerilerini bildirmesini ister. Kazim Karabekir hatıralarında Mustafa Kemal Paşa’nın gelmesine çok sevindiğini, zaten bunu da beklediğini yazar.

 

            Atatürk 25 Mayıs 1919’da Samsun’dan ayrılır. Yolda giderken öküzle tarla süren bir köylüye raslar, arabadan iner ve köylüye " Hemşerim, düşman Samsun’a asker çıkaracak. Belki buraları da işgal edecek, sen ise rahat toprağı sürüyorsun". Köylü " Paşa paşa sen ne diyorsun? Biz üç kardeş ,iki de oğul vardı. Yemen‘de, Kafkas‘da, Çanakkale‘de elden gitti. Bir ben kaldım. Evde üç dul kadın, sekiz yetim var. Hepsi benim sabanımın ucuna bakıyorlar. Şimdi benim vatanım da yurdum da aha şu tarlanın ucu. Düşman buraya gelinceye kadar benden hayır bekleme". Ne varki gene de Anadolu halkına başvurmak gerekmekteydi. Vatanın kurtuluşu anca halkı kazanmakla mümkün olurdu. Işte Atatürk’ün Anadolu’ya geçmesindeki amacı halkı örgütlemek ve düzenli bir ordu kurmaktı.

 

30 Mayıs 1919 cuma günü Havza’da Izmir Şehitleri adına bir mevlüt tertiplenir. Mevlüte mümkün olduğu kadar civar köylerden de halkın katılması sağlanır. Bu mevlüt Mustafa Kemal Paşa’nın halkın arasına ilk katılışıdır. Ama asıl iş halkı etkileyecek ulemaya düşmektedir. Bu kişi de Sıtkı hocadır. Onun gelmesi ve halka onun hitap etmesi kararlaştırılır. Sıtkı Hoca ortalıkta yoktur. Hemen Sıtkı hoca ikna edilir ve 12 Haziran‘da Havza’da bir miting düzenlenir. Sıtkı Hoca kürsüye gelir ve halkı cihada çağırır. Elinde silah olan silaha, balta olan baltaya ikisi de yoksa odunla savaşacaksınız çağrısı yapar. Sıtkı Hoca kazanılmıştır. Işte halk önderlerinin mücadeleye kazanılmasının ne kadar önemli olduğunu Atatürk yanındakilerine göstermiştir. Havza örneğinde oldugu gibi bundan sonraki süreç de halkı etkileyecek ve peşinden sürükleyecek halk önderlerini kazanmayı hedeflemiştir.

 

            Atatürk bir taraftan düzenli bir ordu kurmaya çalışırken diğer taraftan halk önderleri ile ilişki kurmaya ve onları etkilemeye çalışıyordu.

 

Amasya‘ya 12 Haziran 1919 da vardı. Halk onun gelişini önceden haber almıştı. Amasya girişinde onu büyük bir kalabalık bekliyordu ve burada halka şöyle hitap etti; "Amasyalılar, padişah ve hükümet itilaf devletlerinin elinde esirdir. Memleket elden gitmek üzeredir. Bu kötü gidişe çare bulmak için sizlerle işbirliği yapmaya geldim. Düşmanlarımızın Samsun‘dan yapacağı bir çıkarma hareketine karşı ayaklarımıza çarıklarımızı çekerek, dağlara çekilecek, vatanımızı son kayasına kadar müdafaa edeceğiz."

 

            Amasya‘da şehrin ileri gelenleri ile bir toplantı yaptı. Amasya‘da yine ön plana çıkan bir din adamı Abdurrahman Kamil Efendi, Sultan Beyazıt camiden şöyle konuştu; " Ey ahali, milletin istiklali tehlikeye düşmüştür. Bu felaketten kurtulmak için icab ederse, vatanın son ferdine kadar ölmeyi göze almak lazımdır. Artık padişah olsun, unvanı ne olursa olsun, onun bir hikmeti kalmamıştır. Yegane kurtulus çaresi, halkın hakimiyeti doğrudan doğruya ele almasıdır."

Abdurrahman Kamil Efendi‘nin konuşmasında açıkça padişah ve hükemetten umudun kesildiğinin halk önderleri tarafından görülmeye baslandığı görülüyor.

 

            Atatürk‘ün Amasya yolculuğunun ayrı bir önemi vardır. Direniş prensip kararları ilk defa Amasya‘da yazılı hale getirilmiştir. Buna tarihte Amasya kararları denir. Bu kararlar şu üç cümlede özetlenebilinir.

- Milletin istikbalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

-Milletin içinde bulunduğu duruma göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle cihana işittirmek için her türlü etki ve denetimden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir. ÖNDERLIK

- Anadolu‘nun her bakımdan emniyetli yeri olan Sivas‘da kongre toplanacaktır.

Amasya kararları en kısa zamanda tüm yurda yayılır ve halk arasında padişah ve hükümetinden umut kesilmiştir.

           

            Amasya‘dan ayrıldığı sırada Istanbul hükümeti onun görevden alındığına dair genelgeyi tüm yurda bildirdi ve kendisinin de Istanbul‘a dönmesi için haber gönderilir. Atatürk Amasya‘dan Sivas‘a yolculuğu sırasında tedirgin ve tertiplidir. Işgal kuvvetleri ve Istanbul hükümetinin kendisine tuzak kurması endişesi taşımaktadır, endişesinde de haklıdır.

 

            Tokat‘da kendisini bir binbaşı ve 20 Asker karşıladı. Tokat‘dan ayrıldıktan 5-6 saat sonra Sivas valiliğine geldiğini bildirmek üzere bir telgraf çekilmesini telgrafhaneye bildirdi. Bu arada Sivas‘ta onun geleceğini bildiği için yoğun bir telaş vardı. Elazığ valisi Ali Galip, paşanın geldiğinde tutuklayıp Istanbul‘a gönderilmesi için Sivas valisini ikna etmeye çalışıyordu. Sivas‘ın caddeleri Atatürk‘ün yetkilerinin elinden alındığını ve tutuklanması gerektiğini bildiren bildiri ve afişlerle donatılmıştı. Tam bu kargaşalıkta Atatürk ve yanındakiler Sivas‘a yakın bir çiftlikte konaklarken tüm görevlerinden alındığını bu çiftlikte öğrenir.

 

Haber geldiğinde Sivas valisi Elazığ valisine "işte gelmiş buyur tutukla" korkudan yüzü sararan vali "ben tutuklayalım derken kendi il sınırlarıma gelirse demiştim." der. O halde "madem tutuklamıyacağız buyur karşılamaya gidelim". Sivas‘da Atatürk ve arkadaşlarını coşkulu halk kitleleri karşıladı. Sivas‘taki temaslarının ardından Kazım Karabekir Paşa‘nın kendisini doğu illerinden temsilcilerinin katılacağı kongreye davet etmesinden dolayı Erzurum‘a hareket etti.

Ne varki Erzurum‘a hiç bir vasfı olmadan sivil bir kişi olarak varacaktı. Kazım Karabekir Paşa‘nın tavrı nasıl olacaktı? Ya kendisini tutuklayıp teslim ederse, bu endişelerle gidiyordu.

 

            3 Temmuz 1919‘da Erzurum‘a vardı. Yoğun geçen günler başlamıştı bir taraftan temaslar sürdürürken diğer taraftan ordu komutanları ile haberleşiyordu. 8 Temmuz akşamı ordudan istifa etti. Artık o sivil bir kişiydi ve hiçbir vasfı kalmamıştı. Işte bu arada Kazım Karabekir Paşa , subay ve erleriyle Atatürk‘ün karşısında asker selamı verir, "emrindeyiz paşam" der. Kazım Karabekir Paşa‘nın bu tavrı tarihin akışına yön vermiştir. Atatürk sivil de olsa o askerlerin gözünde yine tartışmasız bir komutandır. Emirler ondan alınır ve yerine getirilir.

 

Erzurum‘daki temaslarında ilk defa yeni bir hükümet kurulma fikrinden bahsetmiştir. Arkadaşlarıyla yaptığı toplantılarda "Memleketi kurtarmak, günün felaket ve ızdırap kaydeden şartlardan kurtulmak için ne yapmalıyız? Tek tetbir Hakimiyeti Milliye‘ye dayanan kayıtsız, şartsız müstakil bir Türk Devleti kurmayı hedeflemeliyiz. Hedefimiz bu olacak. Kolay şey değil. Idealimizi gerçekleştirmek için şimdiden şahıs şahıs yükleneceğimiz görevler ağır, zor hatta tehlikelidir. Milli mücadele, topyekün mücadele esastır. Büyük mukavemetlerle, ihanet ve hiyanetlerle karşılaşacağımız muhakkaktır.Milli mücadeleye katılanları yok etmek için saray, hükümet, ecnebiler kesin ki harekete geçeceklerdir. Ayrıca yer yer halkın aldatılması, isyanlar, ihtilaller çıkarılması ve bütün bu menfi hareketlerin milli mücadele aleyhinde galip gelmeleri ihtimal dahilindedir." der ve tüm bu şartlarda mücadele etmek isteyenlerle birlikte olacağını, eğer işin başında birlikte olamayacağını bildiren olursa da anlayışla karşılayacağını belirtir.

 

23 Temmuz‘da kongre toplanır. Kongreye M. Kemal Paşa bazı üyelerin itirazına rağmen kongre başkanı seçilir. 14 gün süren kongrede şu prensipler üzerinde anlaşmışlardır :

- Milli sınırlar içinde vatan bölünmez, parçalanmaz bir bütündür.

- Osmanlı hükümetinin dağılması halinde ve her türlü yabancı işgal ve müdaheleye karşı, millet kendini birlik halinde savunacaktır.

- Merkezi hükümet vatanın, istiklalin muhafazasını sağlayamadığı takdirde, bu maksadı sağlamak için, geçici bir hükümet kurulacaktır.

-Milli kuvvetleri amil ve milli iradeyi hakim kılmak esastır.

- Hristiyan unsurlara, siyasi hakimiyetimizi bozacak imtiyazlar verilemez.

- Manda ve himaye kabul olunamaz.

- Milli iradeyi temsil etmek üzere, Meclisi Mebusan derhal toplanması mecburidir.

 

            29 Ağustos 1919’ta Atatürk ve arkadaşları Sivas’a hareket ederler ve 2 Eylül de varırlar. Sivas’ta kongre açılmadan önce hava çok karışıktır. Içlerinde Atatürk‘ün en yakın arkadaşları dahil , M. Kemal Pasa’nın kongre reisliğine karşıdır. Milli istiklal değil, bir yabancı devletin himayesine girmeyi isteyen delegeler vardır. Ayrıca Elazığ valisi Ali Galip Elazığ’da Kürtleri ayaklandırıp, silahlandırarak ve Ingilizlerden yardım görerek Sivas’a baskın yapmak, kongreyi dağıtmak, öncüleri tutuklama teşebbüsüne geçer. Zor şartlarda bu baskın bastırılır. Sivas’ta Atatürk büyük bir mücadele verir ve sonunda kendisini kongra başkanı seçilmesini sağlar. 4 Eylül‘de kongre toplanır ve 12Eylül‘de sona erer.

 

Sivas kongre kararları ;

1. Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür parçalanamaz.

2. Her türlü yabancı işgal ve müdahaleye karşı millet topyekün kendisini savunacak ve direnecektir.

3. Istanbul hükümeti, harici bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.

4. Kuvay -i Milliye‘yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.

5. Manda ve himaye kabul edilemez.

6. Milli iradeyi temsil etmek üzere Meclisi Mebusan‘ın derhal toplanması mecburidir.

7. Ayni gaye ile milli vicdandan doğan cemiyetler, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında genel bir teşkilat olarak birleştirilmiştir.

8. Genel teşkilatı idare ve alınan kararları yürütmek için kongre tarafından Temsil Heyeti seçilmiştir.

 

Atatürk‘ün Sivas‘ta kaldığı 22 Aralık 1919‘a kadar çok yoğun geçer. Telgraflarla bir taraftan sivil örgütlenmeyi gerçekleştirirken diğer taraftan düzenli ordu kurma çalışmalarını sürdürür. Kurtuluş Savaşı’nın coğrafi konumundan dolayı en iyi şekilde Ankara’dan yönetileceğini düşünen Atatürk    22 Aralık 1919‘ta Sivas‘tan yola çıkar ve zorlu yolculuğun arkasından 27 Aralık 1919‘ta Ankara‘ya varır. Atatürk’ün Ankara’ya gelişi bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ve Kurtuluş Savaşı’nın başlatılması için oldukça önemli bir olaydır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu ve Türk ordusunun kurulup çalışmalara başlaması gibi birçok gelişme ve hazırlık Ankara’da yapıldı. Milli Mücadele merkezi artık Ankara’ydı.

 

     Kısaca vermeye çalıştığımız bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu ve kurtuluşun başlangıcıydı. Milli Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’dan Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti.        

 Atatürk "Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum" derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır.

 

   Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak,19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.

 

   

   19 Mayıs 2021

 

     Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti tarihinin dönüm noktalarından biridir. Türk milleti 1. Dünya Savaşı sonrası içinde bulunduğu durumdan kurtulmanın çarelerini ararken kurtuluşun Anadolu’da olduğunu bilen Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a ayak basarak milletine “Kurtuluş” yolunu açmıştır.

 

      Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktaydı ve O gençliği şu şekilde ifade etmişti; “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.

 

     Bizlerde eminiz ki gençlerimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlu mücadeleyi daima göz önünde tutarak Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda elde ettikleri donanım ve bilinçleri ile fikri hür, vicdanı hür gençler olarak bu aziz vatanın yücelmesinde ve yükselmesinde gayret ve kararlılıkla yollarına devam edeceklerdir.

 

     1919’daki zorlu zamanlardan 102 yıl sonra başka bir zorlu zamanları yaşıyoruz. Bu sefer bütün dünya olarak. O yüzden milli bayramlarımızı da dini bayramlarımızı da eskisi gibi kutlayamıyoruz. İnsanlık olarak büyük bir imtihandayız. Ama hepimizi ayakta tutansa umudumuz! Umarız ki Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli değerleri olan milli günlerini dernek olarak sizlerle tekrardan bir arada kutlar, toplantılarımızla yeniden bir araya geliriz.

 

      Sizlerin ,umudumuz olan gençlerimizin ve milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma , Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, bizlere bu toprakları emanet eden başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve rahmetle anıyoruz.

 

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği – Mainz

Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimizle kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlik dolu günler dileriz.
Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği Mainz

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun

 

          23 Nisan 1920, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının başlattığı Kurtuluş Savaşı’nın önder kadrolarının millet adına toplandığı, hem Kurtuluş Savaşı’na hem devrimlere önderlik ettiği, Türk millletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açılış günüdür. O gün egemenliğin saraydan alınıp millete verildiği gündür. O günün şartlarında açıkça söylenmese de Osmanlı’nın yıkılıp Cumhuriyet’in kurulduğu gündür.

 

          23 Nisan 1924’te Atatürk, “23 Nisan” gününü bayram olarak kutlanmasına karar  vermiştir. Büyük önderin düşüncesinde çocuklar milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak 23 Nisan 1929 yılında da bu bayramı çocuklara armağan etmiştir.

 

          Atatürk’ün kendi deyimiyle en büyük eserim dediği , “Cumhuriyet”’i başından sonuna kadar en küçük detaylarıyla, kendi kelimeleriyle anlattığı, bu günün koşullarında unutturulmaya çalışılan “Nutuk”’ta anlatıldığı gibi; tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin devamını emanet edeceğimiz çocukların bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar önemli birer vesiledir.      

 

          Günümüz koşullarında egemenliğin yeniden milletten alınıp saraya verilmek istendiği, özgür yurttaş olmak yerine yeniden kul olmanın hayata geçirilmeye çalışıldığı bir dönemden geçmekteyiz. Hatta bazı akıl tutulması yaşayan hastalıklı zihinler Hilafetin tekrar geri gelmesi için gerek medya gerekse toplum nezdinde çalışmalar yapmaktadır. Bunlar her ne kadar toplumun büyük bir kısmı tarafından tepkiyle karşılansa da cesaret aldıkları odaklar sebebiyle korkutucudur. Fakat ne kadar korkutucu olursa olsun bu günleri Atatürk devrimlerine sahip çıkan başta çocuklar, gençler olmak üzere Türk halkının kararlı iradesi ile atlatacağına inancımız tamdır. Bizler bu inançla ülkemizdeki Atatürkçülerle dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz.

 

          Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurucusu ve ilk başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bize bu cennet vatanı armağan eden bütün şehit ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 101. kuruluş yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı kutluyoruz.

 

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz

Çanakkale Savaşları, bir milletin birlik ve beraberlik içerisinde vatan toprağına karşı duyulan bağlılığın ve inancın o yüksek ruh halinde bir vücut olmasıdır ki dönemin güçlü ve donanımlı ordularına karşı koyuşun müstesna bir örneğidir. Bu destansı zaferin temelinde güçlü bir inanç, büyük bir vatan aşkı ve özgürlük tutkusu vardır.

 

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 106. yıldönümünde,bu destansı mücadelede yer alarak adını tarihe altın harflerle yazdıran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi ve fedakâr milletimizi minnet, saygı ve şükranla anıyoruz.

 

Bugün vatan, millet, bayrak aşkını ve hürriyet ve istiklal sevdasını hiç korkmadan, haykırarak söyleyenler olarak “ Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe ,durmadan yürüyeceğime ant içerim. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!” demeye kararlılıkla devam edeceğiz.

 

RPADD Mainz

 

             ANDIMIZ

Türküm, doğruyum, çalışkanım.

Ilkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene!

 

Eşitlik ve özgürlük mücadelesi vermek zorunda bırakılan kadınlarımızın hayatın her alanında söz sahibi olmaya hakkı vardır. Özgür , mutlu , korkusuz, eşit , adil, güvenli, güçlü, kararlı ve umutlu kadınların dünyayı daha güzel, daha yaşanır , daha mutlu ve daha üretken bir dünyaya dönüştüreceğine eminiz. “Daha emin ve daha doğru olarak yürüyeceğimiz bir yol vardır; büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak kılmaktır.” Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk işte bu sözleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyadaki yerini yükseltirken kadının önemini dile getirmiştir.

 

Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlarız.

 

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz

   

  Acısıyla, tatlısıyla, iyisiyle, kötüsüyle umduğumuz 2020 yılı COVID 19 ile bütün dünyayı derinden etkileyen bir yıla dönüştü. Pandemiden dolayı kısıtlamaların, zorlukların, ekonomik kaygılarların dolu olduğu bir yıl oldu.

 

   Bu yıl içinde bulunduğumuz zorlu süreçte farkındalığımız elbette ki sağlıktı. Sağlığın yaşam için önemini ve değerini bir kez daha kavramış olduk. Güzel ve sağlıklı yarınlara kavuşmak için de sabırla ve umutla uygulanan karantina önlemlerine bağlı günler geçiriyoruz.

 

   Bu zorlu süreçte elbette bizler dernek yönetim kurulu olarak, üyelerimizle ve etkinliklerimize katılanlarla bir arada olmayı, değerli Atatürkçü konuklarımızı konferanslar aracılığıyla sizlerle bir araya getirmeyi, Türkiye Cumhuriyet’in en önemli değerleri olan milli günlerini bir arada kutlamayı, dernek toplantıları düzenlemeyi çok ama çok özledik.

   

   Umarız ki 2021 sizlere ve dünyaya daha fazla sağlık, daha fazla umut, daha fazla sevinç ve daha fazla mutluluk getirir. Din, dil, ırk, mezhep farkı gözetilmeyen herkesin ‘insan olmak’ ortak paydasında buluştuğu bir yıl olur.

 

   Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz yönetim kurulu olarak yeni yılınızı en içten dileklerimizle kutlar, sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, mutlu, huzurlu bir yıl geçirmenizi dileriz.

 

Saygılarımızla,

RPADD Mainz Başkanı Ali Seyfi ve Yönetim Kurulu Üyeleri 

"Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır... ya da milleti esaret ve sefalete terk eder..." Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk

 

Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin ''Öğretmenler Günü'' kutlu olsun...

RPADD Mainz

Toplumun her kesimini kucaklayan, ileri görüşlü, üstün yetenekli, onurlu bir ulusu çağdaş değerlerle yeniden var eden, adını dünya tarihine altın harfler ile yazdıran büyük lider, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 82. yıl dönümünde kutlu hatırasını özlemle, hürmetle ve minnet duygularımızla anıyoruz...

 

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz

Değerli Atatürkçüler,

          Dünyayı pandemi olarak kasıp kavuran Kovid-19 ile zor bir yıl geçiriyoruz. Kısıtlamalar, zorluklar, ekonomik kaygılar büyük ama toplum olarak birlik, beraberlik ve dayanışma içinde gelecekten ümidi kesmeden bu zor günlerin geçeceğine de eminiz.

          I. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan salgın hastalıktan(Ispanyol Gribi) yine pekçok ülke etkilenmiş ve savaştan yenilgi ile çıkan ülkeler zor durumda kalmıştı. En zor durumda olanlardan biri de Osmanlı idi. Osmanlı’daki kötü gidiş hat ve Anadolu’nun içinde bulunduğu buhran dönemlerinde Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basması ve ‘ya istiklal ya ölüm’ ilkesi ile başlayan Milli Mücadele, Türk milletinin birlik,beraberlik ve dayanışma içinde ulu önder Mustafa Kemal’in önderliğinde başarı ile sonuçlanmış ve bu başarı 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile taçlandırılmıştır.

          Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, kahraman silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, gazilerimizi ve ülkemize, milletimize hizmeti geçenleri rahmet, minnet ve şükranla anıyor; Türk milletinin yeniden doğuşu ile kurulan Cumhuriyetin 97. yılını ve  29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı kutluyoruz.

Saygılarımızla,

RPADD Mainz Başkanı Ali Seyfi ve Yönetim Kurulu Üyeleri

 

 
Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı sırasında işgalci güçlere karşı son ve kesin darbeyi vurmak ve Anadolu'dan atmak için 26 Ağustos 1922 gecesi Afyon’da başlayan ve 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan kahramanlık destanıdır. Bu öyle büyük bir zaferdir ki ; birlik ve beraberliğimizin önünde hiçbir gücün duramayacağının ispatıdır. 30 Ağustos, Atatürk’ün komutanlık ve liderlik dehasını ortaya koyduğu, Mehmetçiğin cesaret ve kahramanlık destanı olan zaferdir.
 
Büyük Taarruz‘un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan orduları İzmir'e kadar takip edilmiş; 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtulmuştur.
 
Bugün böylesi şanlı bir tarihin mirasçıları olarak bizlere düşen en önemli görev geçmişimizden aldığımız güç ve cesaretle geleceğimize bakmak, birlik ve beraberliğimizden ödün vermeden demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizi korumak ve ülkemizi Atatürk'ün hedef gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmaktır.
 
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu zaferi bize armağan eden bütün kahramanları, vatanımız uğruna canlarını veren aziz şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyor, 30Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyoruz.
 
RPADD Mainz Yönetim Kurulu

Derneğimiz Onur Kurulu Üyesi Alp Hamuroğlu'nun 27 Mayıs'a özel hazırladığı yazıyı sizinle paylaşıyoruz. (https://www.facebook.com/alp.hamuroglu)

Son Devrim 60. Yaşında: 27 Mayıs

“Onlar şahsi menfaatlerini cehalet ihtirasıyla dolu faşizm rejimini tatbik, Hitler ve Mussolini prensiplerini milletin içinde anane haline getirmek istediler. Aydın tenkitçilerin söylediklerini hiçe sayarak dünyada hiç bir vicdanın asla kabul etmeyeceği demokrasi dışı unsurları milletimize kabul ettirmek istediler.”
RAMAZAN ONBAŞI

“Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’i basınsız, üniversitesiz, meclissiz idare etmek istiyorlardı. ... Türkler, alimleri dalkavuk, öğrencileri maktul, gazetecileri korkuluk ve bütün aydınları sürüngen hale getirerek, bir çete gibi davrananların rezaletlerini dünya önünde reddetmişlerdir.”
AZİZ NESİN, 28 Mayıs 1960

“Menderes... Atatürk’ün ortadan kaldırdığı batıl inançlara saplanma hürriyetini geri veriyordu. Ordu Menderes’e itaat veya Atatürk ruhuna sadakat gösterme şıklarından ikincisini tercih etti.”
CORRIERA DELLA SERRA

1908 Meşrutiyet Devrimi Hürriyet Devrimi olarak anılır. Çünkü hürriyet için yapılmıştır ve hürriyet getirmiştir.

Bir Kemalist devrim olan 27 Mayıs Devrimi de bir hürriyet devrimidir. Unutmayalım İstanbul’daki Beyazıt Meydanı, 1960 yılından sonra “Hürriyet Meydanı” olmuştur.

1950 14 Mayısında yapılan seçimde Demokrat Parti (DP) beklenmedik ölçüde çok oy alıp iktidar olduğunda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) hükümetten çekildi ve muhalefete geçti.

Yeni iktidarın ilk uygulamaları, laiklik karşıtı kesimleri memnun etmeye yönelikti. Ayrıca, savaş sonrasında CHP’nin açtığı ABD ile sıkı ilişkiler yürütmeyi daha da geliştirmek ve ileri götürmek isteğini gizlemiyordu. NATO’ya başvuruldu, reddedildi, ama sonradan ABD Kore Savaşına katılma isteği göstermiş olduğundan Türkiye’yi almayı doğru gördü, ortaklarına da kabul ettirdi. Türkiye’nin asker gücü önemliydi, kullanılmalıydı.

1954 yılında Silahlı Kuvvetler için beğenmezlikler sonucu kıpırdanmalar başladı. 55’lerden itibaren de emir-komuta zinciri dışında oluşumlar görüldü. Bunlar küçük gruplaşmalar olduğu için ya gelişemediler ya da açığa çıktılar, böyle bu dönemin arkası kesildi.

Çok yerde “27 Mayıs’ın başlangıç tarihi” diye anılan 1957 yılı subay hareketlenmeleri yargıya kadar vardı ama çok genişlemedi.

1958 yılında, yönetimin antidemokratik uygulamalarından, gerilimli ortamdan, gelişmelerden ve ABD ile ilişkilerden rahatsızlık duyan silahlı kuvvetler mensupları içindeki Atatürkçüler gizli gruplar oluşturmaya başladı. DP’nin iktidara gelir gelmez Silahlı Kuvvetlerde geniş çapta tasfiyeler yapması, zaten ordu içinde DP yönetimine karşı ilk tepkilerin ortaya çıkmasına ve güçlenmesine yol açmıştı.

Devamını okumak için tıklayınız....

 

Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimizle kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlik dolu günler dileriz.

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği Mainz Yönetim Kurulu

Bugün milli mücadelenin başlangıç tarihi sayılan 19 Mayıs 1919’un 101.yıldönümünü kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Atatürk’ün Istanbul’dan Samsun’a yolculuğu anlam bakımından bugünün gençlerine yol gösterici niteliktedir. Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği olarak bizde 19 Mayıs‘ın 101.yılında örgütlenme dönemini, o yılda alınan kararları bir yazı ile sizlere hatırlatmak istedik. Eminiz ki gençlerimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlu mücadeleyi daima göz önünde tutulacak ve Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda  fikri hür, vicdanı hür gençler olarak bu aziz vatanın yücelmesinde ve yükselmesinde gayret ve kararlılıkla yoluna devam edecektir. Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bize bu toprakları emanet eden ecdadımızı bir kez daha rahmet ile anıyor, tüm gençlerimizin ve milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma , Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz.

 

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği – Mainz

 

 *  *  *

Ulusal kurtuluş mücadelesi; 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkması ile başlayan, 9 Eylül 1922 de Izmir’de düşman askerlerinin denize dökülmesi ile biten uzun bir süreçtir. Bundan sonraki süreç ise, kazanılan başarının uluslararasında  kurulacak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tanınmasının sağlanması, Cumhuriyet’in ilanı ve devrimlerle devam eder.

 

Devamını okumak için tıklayınız...

 

Barış, özgürlük, demokrasi için, savaşsız bir dünyada sömürüsüz, insan onuruna yakışır iş ve yaşam koşulları için emekçi haklarına sahip çıkmalıyız. Tüm emekçilerin 1 Mayıs Dünya İşçi ve Emekçileri Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü Kutlu Olsun.

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz

23 NİSAN 1920 : TÜRKİYE TARİHİ YAZILIYOR
 
“Dünya yüzünde yeni ve müstakil bir Türk devleti vardır.  Devleti kuran milletin, bir ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’ vardır.  Memleketin yegane, hakiki temsilcisi bu meclistir.”  GAZİ MUSTAFA KEMAL
 
     Cumhuriyetimizin kurulması tarihimizin en şanlı sayfasıdır.
 
     “ En büyük eserim” dediği Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal ;mücadelenin ateşleyicisi, tartışılmaz önderi, öngörülü, hesaplı, planlı, birleştirici bir liderdi.  Başından sonuna kadar her işin başında, adım adım geliştirilen direnişin sabırlı örgütleyicisi ve yenilmez komutanıydı. O ayrıca devlet kuran büyük bir siyaset adamı, milletini çağdaşlaştıran güçlü  bir devrimciydi.
 
     23 Nisan 1920 ülkenin kaderini değiştirdiği için 23 Nisanları bayram olarak kutluyoruz ve kutlamaya da devam edeceğiz.
 
     Rheinland-Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği –Mainz  olarak bizler de bu yıl 100. yıla yakışan en özel ve en geniş şekilde bir 23 Nisan kutlamak için hazırlıklar ve planlar yapmıştık. Fakat dünyayı etkisi altına alan Korona salgını yüzünden alınan tedbirler kapsamında bir araya gelemediğimiz için bu kutlayamayı düzenleyemiyoruz. Ancak 23 Nisan 1920’nin ne kadar önemli olduğunu gösteren , günün anlam ve önemini belirten tarih notlarını sizler için derledik.
 
     Büyük fedakarlıklar ve zorluklarla elde edilen mücadelenin zaferi olan Türkiye Cumhuriyet’i ilelebet payidar kalmaya devam edecektir.
 
   Başta ulu önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Birinci Meclisimizin kahraman üyelerini ve milli mücadelede emeği geçmiş olan herkesi en derin saygı ve rahmetle anıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100.Yılını ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı en içten dileklerle kutluyoruz.
 
Saygılarımızla,
RPADD Mainz Başkanı Ali Seyfi ve Yönetim Kurulu Üyeleri
 
*   *   *
23 Nisan 1920
  • Millet Meclisi’nin açıldığı gün.
  • Türkiye’yi yönetecek olan Meclis’in ilk toplandığı gün.
  • Türkiye Meclis’ten yönetileceği için Cumhuriyet’in kurulduğu gün.
  • Yeni bir devletin, çağdaş ve devrimci bir devletin doğduğu gün.
 
     23 Nisan 1920’de açılan Millet Meclisi Cumhuriyet’i kurdu.   Meclis iktidarı aldı, milli iradeyi hakim kıldı, hükümeti oluşturdu, Kurtuluş Savaşımızı yönetti ve Türk Devrimini gerçekleştirdi. Millet Meclisi’nin oluşturulması ve toplanması bir devrimdi, millet iktidarı tek kişiden devralıp kendi kaderini kendisi çizecekti.
 
   O güne kadarki karar merciini, İstanbul hükümetini, Osmanlı devletini, padişahı, halifeyi tanımazlık olan Meclis’in kurulması isyandı, köhnemiş düzen değişecekti, Orta Çağ geride kalacak, tarih ilerleyecekti.
 
   Millet Meclisi, “ Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ilkesiyle açılmıştı.  Millet Meclisi, “kurucu meclis”ti ( meclis-i müessesan).  En üst makam olmanın yanı sıra, “ mevcut Kanuni Esasi’yi kaldırır, yerine yenisini koyabilir”di. Bu, yeni ve devrimci bir Anayasa yapmak demekti.  Yasama ve yürütme yetkileri birlikte yürütülecekti.
 
   24 Nisan’da Mustafa Kemal Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin başkanı seçildi.
 
  Millet Meclisi’nin öncelikli hedefi, işgal altındaki ülkeyi, parçalanmakta ve işgal altına alınmakta olan toprakları işgalcilerden kurtarmak, emperyalist saldırganları püskürtmekti.
 
*   *   *
 
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasına doğru olan gelişmeler neydi, o güne kadar neler olmuştu?
 
1918     
 
30 Ekim  Osmanlı devleti için şartları çok ağır olan Mondros Mütarekesi imzalandı.
 
21 Aralık     Padişah Meclis-i Mebusan’ı kapattı.
 
 
1919     
 
15 Mayıs     Yunan ordusu İngiltere’nin desteği ile İzmir’i işgal etti. 
 
16 Mayıs Mustafa Kemal Paşa Bandırma Vapuruna bindi ve İstanbul’dan ayrıldı.
 
19 Mayıs     Mustafa Kemal Paşa görevli olarak Samsun’a ayak bastı.
 
21-22 Haziran  Amasya Genelgesi yayınlandı.“ İstiklalimizi milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır.”  
 
23 Temmuz - 7 Ağustos    Erzurum Kongresi yapıldı. Heyet-i Temsiliye kuruldu, başkanı Mustafa Kemal seçildi. “ Vatan bir bütündür” ile “ Manda ve himaye kabul edilemez” kararları alındı.
 
4-11 Eylül  Sivas Kongresi.  İstanbul’dan verilen talimatlarla önlenmeye çalışılan kongrenin başkanı Mustafa Kemal’di. Erzurum kongresinde alınan kararlar genişletilerek tüm ülkeyi kapsar nitelik kazandırıldı.
 
18-22 Ekim    Amasya Protokolu.Mustafa Kemal, İstanbul’dan gelen Bahriye Nazırı Salih Paşa ile buluştu.Böylece Heyet-i Temsiliye İstanbul tarafından resmen tanınmış oluyordu.
 
 
1920     
 
12 Ocak     Meclis-i Mebusan yeni üyeleriyle toplandı.  Padişah açılışa katılmadı.
 
13 Ocak     İstanbul’da 150 bin kişinin katıldığı Sultanahmet mitingi yapıldı.
 
21 Ocak   Maraş’ta Fransız birliklerine karşı savunma başladı.  Fransızlar 12 Şubatta çekildi, Maraş o gün kurtuldu.        
 
28 Ocak    Meclis-i Mebusan’ın gizli toplantısında Mustafa Kemal’in hazırladığı Misak-ı Milli imzalandı.  17 Şubat’ta dünyaya ilan edilecekti.
 
16 Mart      İstanbul İtilaf devletleri tarafından resmen işgal edildi. 
 
19 Mart  Mustafa Kemal Heyet-i Temsiliye adına bir bildiri yayınlayarak olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin Ankara’da toplanacağını açıkladı.
 
5 Nisan    Damat Ferit Paşa, sonuncusu olacak olan sadrazamlığa tekrar getirildi.
 
10 Nisan Şeyhülislam Dürrizade Abdullah, İngilizlerin isteği ve padişahın emriyle Kuvay-i Milliyecileri “kafir” ilan eden ve öldürülmelerini yerinde gören fetvayı yayınladı.
 
13 Nisan   Düzce isyanı başladı.  Ayaklanma genişledi, isyancılara Bolu da katıldı,sonunda isyan Beypazarı’na kadar vardı, ancak ezildiler.  İngiliz uçakları her yerde uçaklardan şeyhülislamın fetvasını ve bildiriler atıyordu.
 
16 Nisan   Anadolu müftüleri şeyhülislamın gerici fetvasına karşı vatanı savunan ve işgalcileri                                      mahkum eden bir ortak fetva hazırladılar ve bu her yere gönderildi,her yerde çoğaltıldı.
 
18 Nisan    Kuvay-ı Milliye’ye karşı Kuvay-ı İnzibatiye kuruldu.
 
21 Nisan  Mustafa Kemal genelde yayınladı:“ Büyük Millet Meclisi 23 Nisan’da açılacaktır!
 
22 Nisan  İtilaf devletlerinin yetkilileri, diplomatları, generalleri: “ Mustafa Kemal’i yenmek zordur!” diye açıklamada bulundular.
 
10 Ağustos  Damat Ferit, Türkiye’nin İtilaf devletlerince paylaşılmasını öngören Sevr Barış Antlaşmasını imzaladı.  Ancak antlaşma Devrimci Meclis tarafından tanınmayacak, yırtılacak ve savaş sonunda uluslararası alanda geçersiz olan ilk antlaşma olacaktı.     
 
*   *   *
     Mustafa Kemal Paşa, Padişah Vahdetin’e yaverlik yapmıştı.  1917 yılında veliaht şehzadeye Almanya gezisinde de refakat etmişti.  Onu tanıyordu.  Çeşitli kereler padişahı uyardı, ona öneriler götürdü.  Vahdettin’in amacı kendisine bırakılan parçaya razı olarak, “o vatan parçasını” sahiplenmekti.  Yalnızca sarayının kaldığı bir toprak parçası bile olurdu, yeter ki saltanatı devam etsin, yeter ki diğer hükümdarlar gibi tahtını elinden almasınlar.  Vahdettin padişah olarak haklıydı.  Savaş sonunda Alman İmparatoru II. Wilhelm, Avusturya İmparatoru Karl, Bulgar Kralı Ferdinand, yenilmişler olarak imparatorluk ve krallıklarının yanı sıra taçlarını da kaybetmişlerdi.  Vahdettin onlar gibi olmaktan kurtulmaya çalışıyordu.
 
     Mustafa Kemal Paşa ile Padişah Vahdettin’in yollarının kesişmesi mümkün olmayacaktı.  Mustafa Kemal padişahı çiğnedi, padişah ise onun ölüm fermanını imzaladı. 
 
*   *   *
     Doğaldır ki, Meclis, Osmanlı devleti tarafından bir isyan hareketi olarak görülecekti.  Kuvay-ı Milliyeciler asilerdi.  Asilerin öldürülmeleri “dinen caiz”di.  Kuvay-ı Milliyecilerin asi olduğu, isyan ettikleri gerçek olduğu gibi, onlar da zaten kendilerini öyle görüyorlardı.
 
     İşgalci emperyalist ülkeler için de Kuvay-ı Milliyeciler isyancıydı, hayduttu, eşkıyaydı.
 
*   *   *
    23 Nisan 1920’de padişahla, hükümetiyle, İstanbul’la, Osmanlı’yla savaş açıktan yürütülmeye başlamıştı. Artık birbirlerine düşmandılar.  23 Nisan 1920’de İtilaf devletlerine karşı, işgalci Avrupa devletlerine karşı, emperyalizme karşı savaş, artık önlemez ve durduralamaz bir şekle girmişti, işgalciler kovulana kadar devam edecekti.  Ama bunun yanı sıra, padişahın hükümetinin, Hilafet makamının, Osmanlı devletinin, ama aynı zamanda işgalci İngilizlerin düzenlediği, tertiplediği, kışkırttığı, beslediği, donattığı, silahlandırdığı gericilik, Kuvay-ı Milliye güçlerine saldırıyordu.  Daha Meclis açılmadan önceki günlerde Mustafa Kemal’in etrafındaki güçler bu isyancı güçlerle uğraşmak zorunda kalmışlardı.  Bertaraf etmeseler, edemeseler, Meclis, Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşı ve her şey hayal olacak, başarıya ulaşmak imkansızlaşacaktı.  Yani Kuvay-ı Milliye, yalnız devletle ve emperyalistlerle değil, bu iç savaşın gericiliğiyle de savaşmaktaydı.
 
     İstanbul hükümeti, Kuvay-ı Milliye’yi ezmek için dini istismar etmekten ve kullanmaktan çekinmedi.  Halkın bir kısmı üzerinde etkili olan olumsuz dinsel propaganda ile iç savaş yaratılmaya ve isyanlar sürdürülmeye çalışıldı.
 
*   *   *
     Ezilen milletler, sömürgeler ve doğu dünyası Mustafa Kemal hareketini öğrendiği andan itibaren umutlandı, boşuna değildi, kendilerinden biri emperyalizme baş kaldırıyordu, nasıl destek olunabilir diye düşündüler, desteklediler, adeta Türklere sarıldılar.  Onlara örnek olacak Türkler umut kaynağıydı.
 
*   *   *
     Belirlenen hedefe ulaşmak için milletvekillerinin belirlenişi ve Ankara’ya gelişi çok kısa bir zamanda gerçekleşmişti. Milletvekili seçimleri Atatürk'ün Ankara'da bir meclisin toplanacağını ve neden toplanması gerektiğini açıklayan 19 Mart 1920 tarihli bildirisiyle başlamış,yine Atatürk'ün 21 Nisan'daki genelgesiyle de meclisin açılacağı tarih duyurulmuş ve milletvekillerinin Ankara'ya gelmesi istenmiştir ve  23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır.
 

18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi'nde başta başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını minnet ve özlemle anıyoruz. 

RPADD Mainz 

"Daha emin ve daha doğru olarak yürüyeceğimiz bir yol vardır; büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak kılmaktır." M. Kemal Atatürk

Varlıklarıyla hayatın her alanında fedakarlığı, üretkenliği ve duyarlılığı temsil eden kadınlarımız, sonsuz sevgi ve hoşgörüyle yetiştirdikleri nesillerle geleceğimizin şekillendirilmesinde önemli rol oynamaktır.

Kadına yönelik şiddet, taciz, kadınların öldürülmesi gibi olaylar bir toplumda arttıkça çocukların zarar görmesi de kaçınılmazdır. Kadınların toplumun en etkili, yönlendirici, birleştirici ve koruyucu unsuru oldukları göz önüne alınarak eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam önerileri ve isteklerine her daim önem verilmelidir.

Türk kadınının toplumda hak ettiği yeri alması, gelişmiş ülkelerin kadınlarıyla aynı hak ve özgürlüklere ulaşıp bunları özgürce kullanabilmesi dileğiyle tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutlarız.

Saygılarımızla,
RPADD Mainz

 
Hanau’daki ırkçı terör saldırısında hayatını kaybeden insanlarımızı anmak; yabancı düşmanlığına, ırkçılığa ve İslam karşıtlığına karşı toplumsal tepkiyi ortaya koymak için sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde düzenlenen saygı yürüyüşü 23 Şubat 2020 Saat 13:30'da Kurt-Schumacher-Platz,63454 Hanau'da.
 
 
19.02.2020 tarihinde Almanya'nın Hanau kentinde gerçekleşen ve ölenler arasında Türklerin de olduğu ırkçı terör saldırısını RPADD Mainz olarak şiddetle kınıyoruz.
Alman hükümetinin ırkçılıkla ilgili verdiği mücadelede etkili olmasını ve daha önceki yıllarda yaşanan acı olayların ve Hanau'da yaşananların bir daha olmamasını temenni ediyoruz. Bizler alınan kararların takipçisi olacağız.
Saldırıda yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifa diliyoruz.
Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği Mainz - 20.02.2020

RP Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz olarak 02.02.2020 Pazar günü Hotel Janssen, Bodenheim'da düzenlediğimiz kahvaltı etkinliği dernek başkanı Ali Seyfi'nin gündeme dair ve önümüzdeki dönem planlanan dernek etkinlikleri hakkındaki açılış konuşması ile başladı. Sayın Seyfi 22Aralık 2019 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulu ile seçilen yönetim kurulunun planlandığı etkinlik takvimini katılımcılara anlattı.

Zengin büfe seçenekleri ile kahvaltılarını eden konuklarımıza daha sonra dernek üyemiz sayın Hasan Demirezen sazı ile müzikli dakikalar yaşattı. Dernek yönetim kurulu üyesi Mehtap Gerçek Çoşğun ve Sevgi Hamuroğlu tarafından hikayesi anlatılan “çalın davulları çaydan aşağı” Selanik türküsü hep birlikte söylendi.

Başta sazı ile etkinliğimize türküleri ile renk katan Sayın Demirezen'e, ona kendi sazı ile eşlik eden dernek üyemiz Ali Yalçın Bey'e ve kahvaltıya katılan herkese çok teşekkür ediyoruz.

RPADD MAİNZ YÖNETIM KURULU

03.02.2020 tarihinde Suriye'nin Iblid kentinin Serakib yakınlarında rejim unsurlarınca gerçekleştirilen yoğun topçu atışı sonucu 8 askerimizin şehit olduğunu üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Van Bahçesaray'da yaşanan 1. (04.02.2020) ve 2.(05.02.2020) çığ facialarında hayatını kaybedenlere de Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Üzücü iki elim olayda da milletimizin başı sağolsun. ??

Ayrıca 05.02.2020 tarihinde akşam saatlerinde Sabiha Gökçen Havalimanı’nda İzmir-İstanbul seferini yapan bir yolcu uçağı, iniş yaptıktan sonra pistten çıkarak toprak zeminde parçalandı. Can kaybının olmadığı belirtilen kazada yaralılara acil şifalar diliyoruz.

RPADD Mainz

18.01.2020

2020 yılı ile birlikte ekonomi, bilim, teknoloji alanlarında pek çok gelişim ve değişimin olacağı ve yeni bir döneme girileceği dillendirilirken dileriz ki Türkiye Cumhuriyeti bölünmez bütünlüğü ile Mustafa Kemal Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefinde ilerlemeye devam eder. Bizler de dernek olarak üstümüze düşen görevin farkında olup uzun yıllar derneğimizin devamlılığını amaçlarına uygun şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. 2020 yılı Türkiye içinde çok önemli. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100.yılı olacak. Daha pekçok etkinlik amaçlarının olacağı bu yılda yeni yönetim kurulu olarak ilk toplantıda 1 yıllık çalışma planımızı çıkardık. Ilk olarak dernek üyelerimizin birbirini daha iyi tanıma fırsatının doğduğu, uzun sohbetler etme imkanını sağlayan pazar kahvaltısı ile başlamak istiyoruz. Sayın Hasan Demirezen’in de sazı ile aramızda olacağı 2 Şubat 2020 Pazar saat 11’de Hotel Janssen ,Bodenheim’da yapılacak olan dernek kahvaltımıza sizleri davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
RPADD Mainz Başkanı Ali Seyfi ve Yönetim Kurulu Üyeleri

ARD TV kanalı 1 Aralık Pazar günü yayınlanmış olan "unutulan katliam" adı altında sunulan Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Hitler ile bir tutularak katliamcı gösterdiği programı protesto eden basın açıklamasını 7 Aralık 2019 Cumartesi günü Köln'de gerçekleştirdik. 

 

Basın açıklaması sonrası Avrupa ADD Birliği Başkanı Dr. Mustafa Tosun ile gerçekleştirilen röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

 

https://www.youtube.com/watch?v=hVBIsakwH34&feature=youtu.be&fbclid=IwAR16H3DpNp204SF7O6NrH5S8eZ6LGu6eduDFO3YZK1HcQ6yr4iJG-Q8FWnQ

03.12.2019

Atatürk'e saldırı kampanyalarına karşı gerçekçi ve mantıklı olmaya çağırıyoruz

Alman halkının sağduyusuna güveniyoruz:

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ni Hitler diktatörlüğü ile eşitlemek, oldukça utanç verici bir iftiradır. Modern Türkiye'nin bir "Sünni-Türk" devlet olduğu iddiası gerçekle bağdaşmamaktadır.

Ayrıca Nazi Almanyası'ndan gaz bombaları temini iddiası tamamen asılsız olup hiç bir kaynağa dayanmamaktadır.

Neden çoğunluğun Kürt değil, Türk olduğu Türkiye'nin batısındaki 21 ayaklanma hakkında rapor verilmiyor? Türkiye Cumhuriyeti özgürlük, eşitlik ve kardeşlik fikrini temel ilke edinmiş bir Cumhuriyettir. Hukuka olan inancıyla birlikte güçler ayrılığı ile hümanist ve aydınlanmış bir devlet fikri ile bağnazlığa, gericiliğe ve feodal sisteme son vermiştir. Güdülmeyen amaçlardan bir tanesi ise, belli kitle ve mezheplere, ırklara yönelik saldırılardır. Genç Cumhuriyetin öncüleri gericiliği nerede ve hangi şekilde ise, kararlılıkla tepelemiştir. 34 köktendincinin ölüm cezasına çarptırıldığı 1930 Menemen (İzmir) olayları başka nasıl açıklanabilir?

Modern ulus devletlerin var olmasıyla birlikte geçmiş ile aydınlık gelecek arasında her zaman çatışmalar yaşanmıştır ve yaşanacaktır. Örnek vermek gerekirse, Fransız Devrimi, tüm insanlığın kurtuluşu için direncini başarılarıyla sürdürmüş, "anayasasını insan derisi üzerine yazarak" yeni bir devrimi şekillendirmiş ve kesin bir kararlılıkla galip gelmiştir. Ayrıca, İç Savaşta Amerika’da köleliğe karşı kararlı bir mücadele vermiştir- bu insanlık onurunun galip gelmesi adına verilmiş bir savaş olarak değerlendirilebilir. Bu iki örnek, tarihte sayısız örneklerden yanlızca iki tanesidir.

Atatürk’ün Nazi rejimi ile işbirliği yaptığı iddiası, gerçekleri son derece çarpıtan bir iddiadır. Bu iddianın aksine, Türkiye Ernst Reuter, Ernst Hırsch, Erich Auerbach, Bruno Taut gibi aydınları ülkesinde barındırarak özgür ve refah içinde bir yaşam sürmelerine vesile olmuştur. Bahsi geçen aydınlar ve niceleri, Nazi Almanyasının işkence, baskı, zulüm ve ölüm tehdidinden kurtulmuş, aydın fikirlerini Türkiye Cumhuriyetinde yeşertmiştir.

Belgeselde söz konusu olan Tunceli, günümüzde Türkiye'de göreceli olarak en fazla üniversite mezunu ile iftihar edilen ilimizdir. Aydınlanmaya olan inancı ve gerici toprak sahiplerine karşı kararlılığı, Tunceli için refaha açılan bir pencere olmuştur. Tunceli gericilikten kopmuştur.

Belgeselde kürtler ile alevilerin karıştırılmasına cevaben ise Alevilik, İslam'da bir mezheptir ve Aleviler Türkiye'nin ayrılmaz bir parçasıdır. dördüncü Halife Hazret-i Ali'nin imgesinin yanı sıra, Cem evlerinde Mustafa Kemal Atatürk ve Hacı Bektaş-ı Veli'nin de resimleri asılmaktadır.

Sonuç olarak:

Atatürk liderliğinde ve reformlarında, modern Türkiye barışçıl ve aydınlanmış bir geleceğe yol açmıştır. Bu geçiş aşamasında, feodal sosyal yapı ile bağlantı tamamen koparılmış, yapılan devrimler gericilikle pazarlığa oturarak zayiata uğratılmamıştır.

Belgeseli hazırlayan ve yayınlayan TTT editörlerinin vicdanına sesleniyor ve basın ilkelerini hatırlamaya çağırıyoruz. Basın ilkeleri gerçeğe saygılı olmak, içeriğin doğruluğundan emin olmak gibi temel ilkelerdir. Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliği olarak diyalog yolunu esas alıyor, her zaman ilerici diyaloglara açık olduğumuzu belirtiyor, alman medyasını derhal gerçeği esas almaya, basın ilkelerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliği 

 

Atatürkçü olmak demek; onu anlamak, geçmişe bakıp günümüz için ders almaktır. Atatürkçü olmak demek; onun fikirlerini öğremek, özümsemek, söylediklerini tartışabilecek kadar açık yürekli olmaktır. Atatürkçü olmak demek; ileri gitmek, devrimlerinin ışığını yüreğinde hissetmek demektir.

Çağdaşlığa giden ,bilimin ve doğruluğun aydınlattığı umut dolu, ışıklı bir yol sunulan bizlere ve gelecek nesillere düşen en önemli görev; Türkiye Cumhuriyet’inin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunmak, Atatürk İlke ve İnkılaplarını koruyup kollamaktır.

Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü sevgi, saygı ve şükranla anıyoruz...

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz

Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, kahraman silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, gazilerimizi ve ülkemize, milletimize hizmeti geçenleri rahmet, minnet ve şükranla anıyor; Türk milletinin yeniden doğuşu ile kurulan Cumhuriyetin 96. yılını ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı kutluyoruz.


Saygılarımızla,
RPADD Mainz Başkanı Ali Seyfi ve Yönetim Kurulu Üyeleri

26 Ekim 2019 Cumartesi günü dernek lokalimizde düzenlediğimiz “Cumhuriyetimizin 96. Yılı„ programından bazı kareler için tıklayınız.

 

Bu yıl planladığımız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamasını 9Ekim 2019 tarihinde başlayan “Barış Pınarı Operasyonu” sebebiyle yönetim kurulu olarak değiştirmeye karar vermiş ve program değişikliğine gitmiştik. Planlanan program için kiralanan salon ücreti, müzik, yemek masrafları ve 26 Ekim'de lokalimizdeki programda toplanan bağışlar en kısa zamanda Mehmetçik Vakfı’na bağışlanacaktır. Katılan herkese çok teşekkür ediyoruz.

 

RPADD Mainz

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 96. yıl dönümünü kutlayacağımız bu yıl planladığımız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamamızı 9 Ekim 2019 tarihinde başlayan “Barış Pınarı Operasyonu” sebebiyle yönetim kurulu olarak değiştirmeye karar verdik. Ülke sınırımızında yaşanan ve mehmetçiğimize görev verilen bu zamanda destek olmanın tam zamanıdır diyoruz. Planlanan program için yapılacak müzik, yemek masraflarını ve tuttuğumuz salon ücretini bu sene Mehmetçik Vakfı’na bağışmaya yönetim kurulu olarak karar verdik. Cumhuriyet Bayramını elbette dernek olarak kutlayacağız. Bunu derneğimizin düzenli olarak toplandığı Mainz’daki yerinde 26 Ekim 2019 Cumartesi günü saat 16:00’da gerçekleştireceğiz. Program günü yapılacak bağışlarınızla da katkımızı arttırmayı diliyoruz.

Hassas bir dönemden geçen ülkemizin böylesine önemli bir gününü kutlamak için sizleri bir araya gelmeye davet ediyoruz.

Cumhuriyetimizin 96. Yılı
Tarih: 26 Ekim 2019 Cumartesi
Saat : 16:00
Yer : der ARBEIT & LEBEN gGmbH ,
         Neustadt Projekt, Goethestrasse 7, 55118 MAINZ

Saygılarımızla,
RPADD Mainz Başkanı Ali Seyfi ve Yönetim Kurulu Üyeleri

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMININ 97. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN!

 

30 Ağustos Zaferi ,büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde, 97 yıl önce dünya tarihinin sayfalarına altın harflerle yazılan bir destandır.

 

Bu öyle büyük bir zaferdir ki: asırlardır hür yaşayan bir millete zincir vurulamayacağının göstergesidir. Birlik ve beraberliğimizin önünde hiçbir gücün duramayacağının ispatıdır.Aziz milletimizin hür ve bağımsız olarak sonsuza kadar bir arada yaşama iradesinin ortaya çıkardığı sonuç olan 30 Ağustos, Atatürk’ün komutanlık ve liderlik dehasını ortaya koyduğu, Mehmetçiğin cesaret ve kahramanlık destanı olan zaferdir.

 

Bugün böylesi şanlı bir tarihin mirasçıları olarak bizlere düşen en önemli görev geçmişimizden aldığımız güç ve cesaretle geleceğimize bakmak, birlik ve beraberliğimizden ödün vermeden demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizi korumak ve ülkemizi Atatürk'ün hedef gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmaktır.

 

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu zaferi bize armağan eden bütün kahramanları, vatanımız uğruna  canlarını veren aziz şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyor ; 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyoruz.

 

RPADD Mainz Yönetim Kurulu

Kurban Bayramınızı en içten dileklerle kutlar, sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk içinde bir bayram geçirmenizi dileriz. 

RPADD Mainz Yönetim Kurulu

Genco Erkal 16 Haziran 2019 Pazar günü Frankfurt’ta!

“Benim yazarlarım” dediği Aziz Nesin, Bertolt Brecht, Can Yücel, Nâzım Hikmet ve William Shakespeare’in yapıtlarından oluşan ve Dostlar Tiyatrosunun 50. yılında ilk kez New York’ta sergilenen “Merhaba” adlı oyun ile Frankfurt’a geliyor.
Müzikli bir gösteri olan Merhaba’da Fazıl Say, Kurt Weill, Yiğit Özatalay, Arif Erkin ve Selim Atakan’ın besteleri yer alıyor. 

16 Haziran Pazar günü düzenlenecek olan gösteriyi kaçırmamanızı tavsiye ediyoruz.

Yer: Capitol Theater - Goethestraße 1-5 / 63065 Offenbach

Tarih: 16 Haziran 2019 Saat: 20:00

Ücret : 25 Euro

Bilet için iletişim : 0178 2845468

 

19 Mayıs, Türk Milleti’nin bağımsızlık ve özgürlük umutlarının inanca dönüştüğü, kurtuluş ateşenin yakıldığı ve aydınlık bir geleceğe olan inancın kuvvetlendiği günün adıdır. Işte bu sebeple 100. yılını hep birlikte yaşamanın sonsuz mutluluğu, coşkusu ve heyecanı içerisindeyiz. Bize bu günü armağan eden başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını ve bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyor, tüm gençlerimizin ve milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma,Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz.

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği Mainz

 

3 Mayıs 2019 Cuma günü Mainz Neusatdt Zentrum’da düzenlediğimiz OYUN’DA SINIR YOK! tiyatro gösterisine katılan bütün seyircilerimize, Türkiye Cumhuriyeti Mainz Konsolosluğu Eğitim Ateşesi Prof. Dr. Turgut Göğebakan’a , bu güzel oyunu sergileyen Tiyatro Oyun Kutusu’na ve sponsorlarımıza çok teşekkür ediyoruz.

Sponsorlar; DenizBank(Wien)AG, Kuechen Club Hotline0180-33-kuechen, AMC Handelsvertretung Managerin Pınar Yaren, MBR WohnBau GmbH & Co. KG, IG Holding Real Estate-Automotive-Financial Services, ERGO Versicherung Ayşe Göktürk, Wiesbaden Sibel Coiffeur, Mainz/Mombach Fatoş Hairstyle

 

 

 

Resimleri görmek için tıklayınız...

Barış, özgürlük, demokrasi için, savaşsız bir dünyada sömürüsüz, insan onuruna yakışır bir iş ve yaşam koşulları için emekçi haklarına sahip çıkmalıyız. Tüm emekçilerin 1 Mayıs Dünya İşçi ve Emekçileri Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü Kutlu Olsun.


Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz

“Türk milletinin geleceği, bugünkü çocuklarının doğru görüşü ve yorulmak bilmeyen çalışma azmi ile büyük ve parlak olacaktır.” sözü ile geleceğimizin teminatı çocukların önemine işaret eden ulu önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Birinci Meclisimizin kahraman üyelerini ve milli mücadelede emeği geçmiş olan herkesi en derin saygı ve rahmetle anıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 99.Yılını ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı en içten dileklerle kutluyoruz.

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği - Mainz

Tiyatro Oyun Kutusu, sınırları Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği ile Aşıyor!

Türkiye’de, sergilediği farklı türlere ait oyunlarla kendi seyirci kitlesini yaratan Tiyatro Oyun Kutusu; Samed Behrengi’nin ölümsüz eseri “Küçük Karabalık”tan yola çıkarak ortaya çıkardığı Oyun’da Sınır Yok adlı çocuk oyunu ile Mayıs ayında Almanya’daki tiyatro severle buluşmaya hazırlanıyor.

Küçük Karabalık’ın“…Bu derenin ucunun nereye çıktığını gidip görmek istiyorum, Başka yerlerde neler olup bittiğini gerçekten bilmek istiyorum…” mottosundan yola çıkarak Serdar Saatman tarafından yazılan ve yönetilen bu eğlenceli çocuk oyunu; danslar, kukla şovları ve didaktik olmayan eğlenceli hikayesiyle dikkat çekiyor.

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği’nin daveti üzerine Mainz’da seyircisiyle buluşacak olan oyun; hiç düşmeyen ritmiyle sınırsız bir hayal dünyasının kapılarını aralayacak.

KÜNYE
Yazan – Yöneten: Serdar Saatman
Oyuncular: İpek Sevenler, Meltem Erkurtulgu, Yarkın Ünsal
Dramaturg: Çağla Canbaz
Koreografi: Orçun Okurgan
Dekor – Kukla Tasarım: Cansu Akdeniz
Kostüm Tasarım: Oğuz Şahin
Sahne Amiri: Ceren Çiçek
Işık – Müzik: Sevcan Yaman
Müzik Direktörü: Efkan Develi
Proje Koordinatörü: Cana Gedik Aykutlu
Koreografi Asistanı: Dilek İlker Erkul

Peki kim bu Tiyatro Oyun Kutusu?

2003 yılında “Her yer tiyatro” düşüncesiyle İzmir’de kurulan Tiyatro Oyun Kutusu, çocuk oyunlarından, In- yer face türünün cesur örneklerine kadar uzanan geniş bir yelpazede hazırladığı repertuvarlarıyla İzmir seyircisi tarafından kısa sürede benimsendi. Kuruluşundan itibaren seçkin tiyatro çevrelerinden aldığı ödüller ve adaylıklarla kendinden söz ettirmeyi başardı.

Yeninin ve yeni soluk alanları peşinde olan herkes için, oyun kutusunun kapısı ardına kadar açıktır.

2014 yılına kadar İzmir merkezli varlık gösteren tiyatro, 2014 itibariyle merkezini İstanbul’a taşımış, halen hem İstanbul hem de İzmir’de gösterimlerine devam etmektedir.

Değerli üyelerimizle ve derneğimize ve etkinliklerimize ilgi gösterenlerle beraber 31 Mart 2019 Pazar günü Mainz’daki dernek lokalimizde bir kahvaltı düzenledik. Değerli tavsiye ve görüşlerin alındığı kahvaltıda derneğimize katılan yeni üyeleri de tanıma fırsatı oldu. RPADD Mainz Başkanı Ali Seyfi ayrıca ADD'lerin önemi, diğer ADD'ler ile birlikte hareket etmenin ,birlik olmanın sağlayacağı yararları, derneğimizin etkinlikleri ve gündem üzerine bir konuşması oldu. Bu güzel kahvaltıya katılan herkese çok teşekkür ediyoruz. 


RPADD MAİNZ YÖNETIM KURULU

 
Çanakkale Savaşları, bir milletin birlik ve beraberlik içerisinde vatan toprağına karşı duyulan bağlılığın ve inancın o yüksek ruh halinde bir vücut olmasıdır ki dönemin güçlü ve donanımlı ordularına karşı koyuşun müstesna bir örneğidir. Bu destansı zaferin temelinde güçlü bir inanç, büyük bir vatan aşkı ve özgürlük tutkusu vardır.
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nde yer alarak adını tarihe altın harflerle yazdıran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi ve fedakâr milletimizi minnet, saygı ve şükranla anıyoruz.
RPADD Mainz

Değerli Atatürkçüler,

Yönetim kurulu olarak değerli üyelerimizle ve ayrıca derneğimize ve etkinliklerimize ilgi gösterenlerle beraber bir Pazar kahvaltısında buluşup gündemi değerlendirmek, değerli tavsiye ve görüşlerinizi almak istiyoruz. Ayrıca önümüzdeki aylarda yapmayı düşündüğümüz etkinlikler hakkında da paylaşımlarda bulunacağız. Bu vesile ile zaman içerisinde aramıza katılan yeni üyelerimizi de yakından tanımak için iyi bir fırsat olacağını düşünüyoruz.

31 Mart 2019 Pazar günü Saat 10:30’da Mainzdaki dernek lokalimizde gerçekleştireceğimiz dernek kahvaltısına sizleri davet ediyoruz.

Katılımcıların belirtilen cep telefon numaralarından veya e-posta yoluyla isimlerini ve kaç kişi geleceklerini bildirmeleri önemle rica olunur. Kahvaltı menüsüne arzuya göre birlikte getireceklerinizle katkıda bulunabilirsiniz.

Sizleri dostlarınızla beraber bu güzel günde yanımızda görmekten mutluluk duyacağız.

Saygılarımızla,
RPADD Mainz Başkanı Ali Seyfi ve Yönetim Kurulu Üyeleri

Lüxemburg Türk Topluluğu’nun 29 Mart 2019 Cuma gecesi konuk edeceği sunucu, oyuncu, programcı, yapımcı ve yazar Metin Uca ile ilgili etkinliğini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

 

Detaylı bilgi için tıklayınız.

 

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği Mainz (RPADD), Mainz şehrinde kadınlara özel bir program düzenledi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan program dernek II. Başkanı Betül Yeltekin günün anlam ve önemine dair bir konuşması ile devam etti.

 

Sakarya Anadolu Lisesi öğrencilerinin 8 Mart’ın anlamına uygun hazırladıkları video konuklarca büyük beğeni ile izlendi.

 

Dernek Genel Sekreteri Bilgen Altınel Karakülah “Cumhuriyet Döneminde İlklere İmza Atan Türk Kadınları” temalı bir slayt gösterisi sundu.

 

Sanatçı Deniz Erdem de sesi ve müziği ile konuklara keyifli ve eğlenceli dakikalar yaşattı. İzmir Marşı çoşkusu ile program son buldu.

 

Resimleri görmek için tıklayınız...  

 
Bütün kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutluyor, eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam sürmelerini temenni ediyoruz.
Saygılarımızla,
RPADD Mainz

 

 

 

“Kadınlarını geri bırakan toplum, geri kalmaya mahkumdur”

                                          Mustafa Kemal Atatürk

  

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, tüm dünyada, kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemlerini ve isteklerini dile getirdikleri, birlik ve beraberlik günü olarak kutlanmaktadır. Böylesine önemli bir günde bu yıl dernek olarak 10 Mart 2019 Pazar günü saat 15:00’te SEEM Lounge’da kadınlara özel yemekli ve müzikli bir kutlama düzenleyeceğiz. Sizleri aramızda görmekten mutluluk duyacağız.
 

Rezervasyon : 0172-1615150 & 0177-2661525
 

Saygılarımızla,
RPADD Mainz II.Başkanı Betül Yeltekin ve Yönetim Kurulu Üyeleri

 

23 Şubat 2019 Cumartesi günü Mainz’daki dernek yerimizde Prof.Dr. Anıl ÇEÇEN’i konuk ettik. Sayın Çeçen’e ve konferansımıza katılan herkese çok teşekkür ediyoruz...

 

Resimleri Görmek için tıklayınız...

Sevgili Atatürkçüler,                                                                                                                                   

Bundan tam 9 yıl önce konuk ettiğimiz hukuk profesörü, akademisyen, fikir adamı, yazar, gazeteci, STK yöneticisi, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) kurucuları ve genel başkanlarından Prof. Dr. Anıl Çeçen’i tekrardan ağırlayacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Genel Kamu Hukuku, siyaset bilimi, Atatürk, cumhuriyet tarihi, jeopolitik ve strateji alanlarında pek çok kitabı bulunan Prof. Dr. Anıl Çeçen’in bizlerle bu sefer paylaşacağı konu “Kemalizm ve ADD’ler”. Dernek olarak 23 Şubat 2019 Cumartesi günü saat 16:00’da derneğimizin düzenli olarak toplandığı Mainz’daki yerinde gerçekleşecek olan konferansımıza sizleri davet ediyoruz.

Saygılarımızla,

RPADD Mainz Başkanı Ali Seyfi ve Yönetim Kurulu Üyeleri

 

 

Rheinland Pfalz Atatürkçü Düşünce Derneği Mainz olarak Cumhuriyetimizin 95. kuruluş yıl dönümünü kutlamanın gururunu yaşıyoruz. Bu vesile ile 27 Ekim Cumartesi günü Mainz şehrinde düzenlemiş olduğumuz toplantıya katılan bütün konuklarımıza ve programımızı müziği ile güzelleştiren Hasan Demirezen’e teşekkür ediyoruz.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun.

Saygılarımızla,
RPADD Mainz

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEKLERİ BİRLİĞİ’NİN ATATÜRK’ÜMÜZÜN DOĞDUĞU TOPRAKLARA DÜZENLEDİĞİ 16-20 MAYIS 2018 TARİHLERİ ARASINDAKİ GEZİNİN DETAYLI BİLGİLERİ İÇİN TIKLAYINIZ....

 

 

21 Mayıs 2018 Pazartesi günü Mainz-Weisenau’da konuk ettiğimiz Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve Inkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi sayın Prof. Dr. Kemal ARI ile “19Mayıs, Atatürk ve Aydınlanma” konulu bir konferans gerçekleştirdik. Katılımcılara kitaplarını da imzalayan sayın Prof.Dr. Kemal Arı'ya ve etkinliğimize katılan herkese çok teşekkür ediyoruz...

Resimleri görmek için tıklayınız...

27 Nisan 2018 Cuma günü geleneksel Türk kültürünün vazgeçilmezi olan gölge oyunu “Karagöz ve Hacivat”'ı hep birlikte izlemenin mutluluğunu yaşadık. Katılan herkese, özellikle de çocuklarımıza sonsuz teşekkürler...

RPADD Mainz

 

 

Resimleri görmek için tıklayınız...

 

 

14 Nisan 2018 Cumartesi günü derneğimiz Onur Kurulu Üyesi, araştırmacı yazar Alp Hamuroğlu yeni kitabı Hıristiyanlık, İslamlık ve Avrupa – Doğu’dan Batı’ya Uygarlık Kapıları ( Endülüs, Sicilya, Haçlı Seferleri ) tanıttı. (Bilim ve Gelecek Yayınları, İstanbul) 

Kitabından detaylı bir şekilde bahseden Dr. Alp Hamuroğlu ayrıca Türkiye’deki son gelişmeleri de değerlendirdi. Katılımcıların sorularını da yanıtlayan yazarımız etkinlik sonrası kitaplarını da imzaladı.  

Bu güzel sunumu için sayın Dr. Alp Hamuroğlu'na ve etkinliğimize katılan herkese çok teşekkür ediyoruz...

 

 

Resimleri görmek için tıklayınız...

10 Mart 2018 Cumartesi günü 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe özel düzenlediğimiz etkinliğimizde saygı değer üyemiz ve Emekli Göz Doktoru Meral Özer Araslı konuşmacı olarak katıldı. 1900lu yılların başında Kars bölgesinde yaşanan olaylarla birlikte, Karslı aydın bir ailenin 9 çocuğunu da üniversitede okutmak için Ankara'ya gelişlerini, Türkiye'de cumhuriyet kadını olarak başlayan başarı öyküsünün Almanya'da nasıl devam ettiğini ve cumhuriyet kadının önemine dair konuşma yaptı. Ayrıca etkinliğimizde Hasan Demirezen de müziği ile programımızı renklendirdi. Güzel geçen bu etkinliğimize katılan herkese çok teşekkür ediyoruz.

Sayın Emekli Büyükelçi ve Siyasetçi Onur Öymen ile Emekli Tümgeneral Osman Özbek’in konuk olduğu 5 Kasım 2017 Pazar gecesi Mainz şehrinde düzenlediğimiz 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Derneğimizin 20. Kuruluş Yıldönümü kutlamasını geniş katılım ile gerçekleştirdik.

 

 

19 Mayıs 2017

 

Hessen ADD ve Rheinland Pfalz ADD Mainz'in ortaklaşa düzenledikleri Sinan Meydan ile 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı kutlama etkinliği yüksek oranda katılımla gerçekleşti. Resimleri görmek için tıklayınız...